Gerçek adı Eric Arthur Blair olan Hindistan doğumlu İngiliz yazar George Orwell, 25 Haziran 1903’te dünyaya geldi. 1911’de St Cyprian’s adlı Katolik Okulu’nda okudu. Ardından liseyi Eton College’inde burslu olarak okudu. Liseden sonra okumaya devam etmek yerine aile geleneğini sürdürerek Bruma’da polis teşkilatında görev aldı. Bu dönemde şahit olduğu uygulamalar, emperyalizme karşı nefretini büyüttü. Teşkilattan ayrıldıktan sonra Paris ve Londra’da yoksulluk içinde yaşadı. 1936’da gazete muhabiri olarak İspanya İç Savaşı’na gitti. Muhabir olarak gitmesine rağmen Cumhuriyetçi misillere katıldı ve teğmen oldu. Fakat bir çatışmada ağır yaralanarak savaştan ayrıldı.

1933’te yaşadıklarını kaleme aldığı ilk kitabı "Paris ve Londra'da Beş Parasız” (Down and Out in Paris and London) yayımlandı.  1934’te Burma’da gördüğü vahşeti anlattığı kitabı "Burma Günleri” (Burmese Days) yayımlandı. 1935’te “Papazın Kızı” (A Clergyman's Daughter) yayımlandı fakat beklediği ilgiyi görmedi. 1938'de yayımlanan "" Katalonya'ya Selam” (Homage to Catalonia) adlı eserinde İspanya’daki savaşa dair anılarını anlattı. İspanya’dan sonra tutucu bir görüş sergiliyordu. BBC Hindistan yayınları bölümünün başına geçti ve 1943'te Tribune gazetesinin edebiyat sayfasını yönetti. 1945’te mecazi bir dille yazdığı, fabl tarzındaki siyasi hiciv romanı “Hayvan Çiftliği” (Animal Farm) yayımlandı.  Kitap 1954’te animasyon filmi, 1999’da TV filmi olarak yayınlamdı. 1949’da yazdığı “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” (Nineteen Eighty-Four) adlı alegorik politik romanı büyük başarı yakaladı.

George Orwell yoksulluk yıllarında vereme yakalanmıştı. Fakat son kitaplarını yazdığı dönemde hastalığı iyice ilerledi. Verem nedeniyle 21 Ocak 1950’da hayatını kaybetti.

Tür: Roman

Öne çıkan eserleri: Paris ve Londra'da Beş Parasız, Burma Günleri, Katalonya'ya Selam, Hayvan Çiftliği, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

Bir alıntı: “... tutuklamalar her zaman geceleyin gerçekleşirdi. Ansızın irkilerek uyanmak, hoyrat bir elin omzunuzu sarması, gözlerinize tutulan ışıklar, yatağı çevreleyen acımasız yüzler. Çoğu zaman ne yargılama olurdu ne de tutuklama raporu tutulurdu. İnsanlar ortadan kayboluverirdi, o kadar ve bu hep geceleri olurdu. Adınız kayıtlardan silinir, yaptığınız her şeyin kaydı yok edilir, bir zamanlar var olduğunuz bile yadsınır, sonra da tümden unutulurdu. Kökünüz kazınır, külünüz göğe savrulurdu: Alışılmış değimle, buharlaşırdınız.”